ana sayfa > Yilmaz Guney HaberLeri > Yılmaz Güneyin eşi Hale anlattı

Yılmaz Güneyin eşi Hale anlattı

Cumartesi, 24 Eki 2009 admin yorum ekle yorumlara git

ihsan

Genç oyuncu Yeşim Büber, Erden Kıralın son filmi Yoldada Yılmaz Güneyin eşini oynuyor ama o kadın Fatoş Güney değil! İSTANBUL – Erden Kıralın son filmi Yolda, 8 Nisanda gösterime giriyor. İstanbul Film Festivalinde de gösterilecek olan film, yıllar önce Erden Kıral ile Yılmaz Güney arasında yaşanan bir olaydan esinlenilerek çekilmiş. Güney, Yol filminin senaryosunu bitirdiği sırada hapishanededir. Filmi, çekmesi için Erden Kırala verir ancak memnun kalmaz. Ve filmi Kıraldan alıp Şerif Görene teslim eder. Yolda bir Yılmaz Güneyin filmi olarak gösterildi. Fatoş Güney filmde hem kendisinin hem de eşinin yanlış tanıtıldığını söyledi. Peki filmin Fatoş Güneyi (Yeşim Büber) ne dedi?
Fatoş Güneyi oynuyorsunuz…
Bir dakika, önce hemen bu yanlışı düzelteyim. Fatoş Güneyi oynamıyorum.
Nasıl?
Filmde Halil Ergün, konu Yılmaz Güneyle Erden Kıral arasındaki bir konudan kaynaklandığı için Yılmaz Güneyi oynuyor, adı da Yılmaz. Ancak film baştan sona gerçek hikâye olmadığı, kurgulandığı için, ben o karakterin eşini oynuyorum ama Fatoş Güney değilim. Oynadığım karakterin adı Hale. Önce Fatoş hanımla tanışmak istemiştim. Fakat Erden bey, “Sen Fatoş Güneyi oynamıyorsun. Böyle bir şeye gerek yok” dedi.
Peki Fatoş Güneyin bundan haberi var mı? Röportajlarında “Film gerçekleri yansıtmıyor” diyor.
Kim gerçekten ne dedi bilmiyorum. Ama benim bildiğim bu. Ben sadece bana verilen rolü oynamakla sorumluyum ve sorumlu olduğum şey Fatoş Güneyi oynamamaktı. Geride neler oluyor bitiyor, ilgilenmiyorum da bilmiyorum da.
Bu filme nasıl seçildiniz?
Erden Bey, İnşaattan ve dizilerden görüp beni tercih etmiş. Görüştük, senaryoyu verdi. Çok heyecanlandım. Zaten Erden Kıralın sinemasına büyük bir hayranlığım vardı. Yeni nesil bir oyuncu olarak o kuşakla çalışmak ayrıca heyecanlandırdı beni. Bizlerin yaşamadığı, okuduğumuz ama tanık olmadığımız bir dönem. O dönemi anlatan bir hikâye olması da benim için çok ilgi çekiciydi.

Bu yönetmenin dünyası
Yılmaz Güneye hayran mısınız?
Hepimiz gibi. Türk sinemasında çok önemli bir taş Yılmaz Güney sineması. Ama dediğim gibi, söz konusu olan Yılmaz Güneyin hayatı değildi. Filmdeki gibi bir yolculuk yaşamışlar Erden beyle Yılmaz Güney. Erden bey oradan
esinlendikleriyle kendine başka bir dünya kurmuş. Yönetmenin dünyası bu ve asla birisinin filmi değil.
Filmi anlatır mısınız biraz?
Bir tutuklu yönetmenimiz var. Çekemediği senaryosunu, genç bir yönetmene veriyor. Daha sonra genç yönetmenin çektikleriyle kendi kurguladıkları paralel gitmiyor ve filmi ondan alıyor. Başka bir cezaevine nakledilirken, genç yönetmenle hesaplaşması var. Ayrıca karısıyla da bir hesaplaşması var o yolculukta. Bu tutsaklık ve özgürlük üzerine bir film.
Set: Murat 131
Çekimler nasıl geçti?
Yol filmi olduğu için yorucuydu tabii. Ağustosta çektik. İstanbul, oradan Bilecik, Kapadokya, sonra geri döndük İstanbula. Çok yoğun geçti. Ama biz
uzun bir ön hazırlık yapmıştık. Son derece sade, sakin bir şekilde işimizi yaptık ve ayrıldık. Bir de hepimiz çok inanarak yaptık bu işi. Çok küçük bütçeli bir film bu. Hiçbir lüksümüz olmadı tabii. Araba çok eski bir Murat 131di mesela. Ama bu şekilde daha gerçekçi oldu. Terlerimizi bile sildirmedi Erden bey.
İçinde kendisinin olduğu bir filmi çekmek bir yönetmen için değişik bir şey olsa gerek…
Ben Erden Kıralın kendisinin içinde olduğu bir filmi çektiği hissine hiç kapılmadım. Tamamen dışarıdan baktığımda, Erden Kıral bir senaryo yazmıştı ve bir yönetmen olarak bu senaryoyu çekiyordu. Onun içindeki oyuncunun kendisiyle hiçbir yakınlığı yoktu.
Film nasıl bir etki uyandıracak?
Erden Kıral sinemasını sevenler beğenecektir. Ayrıca 80 dönemini yaşamış insanların da ilgisini çekecektir. Bizim kuşağın da ilgisini çekmeli bence, tanık olmadığımız bir dönemi anlattığı için.

  1. şimdilik yorum yok.
  1. şimdilik geri bağlantı yok